|
Atatürk soykırımı kabul etmedi
"Le problème dit "Question Arménienne" et que l'on voulait résoudre plutôt suivant les intérêts économiques des capitalistes du monde que les vrais intérets de la nation Arménienne a retrouvé sa plus juste solution par le Traité de Kars. Les liens amicaux des deux peuples laborieux qui coexistent en paix depuis des siècles ont été renoués heureusement."
Mustafa Kemal Atatürk
(Son Discours d'inauguration de la troisième année législative de la Grande Assemblée Nationale Turque, le 1 mars 1922)
"Der Armenier-Konflikt, den man mehr zugunsten der Interessen der kapitalistischen Länder der Welt als zugunsten der wirklichen Interessen des armenischen Volkes zu lösen sucht, fand seine beste Lösung durch das Abkommen von Kars. Mit Zufriedenheit wurden somit die freundschaftlichen Beziehungen zwischen den beiden fleißigen Völkern wiederaufgenommen, die seit Jahrjunderten in freundschaftlichen Verhältnissen zueinander lebten."
Mustafa Kemal Atatürk
(Die Eröffnungsrede bei der dritten Versammlung des Türkischen Parlaments am 1. März 1922)
"The Armenian issue, which aims at meeting the economic interests of the capitalist world rather than bearing in mind the veritable interests of the Armenians themselves was best resolved with the Kars Agreement. The friendly ties between two industrious people coexisting peacefully for centuries have been satisfactorily established anew."
Mustafa Kemal Atatürk
1.3.1922, Inaugural Speech of the 3rd Year of Session of the TGNA
Tarihçi McCartey:
"Soykırım olmadı"
Ünlü tarihçi Justin McCartey
CHP'nin davetlisi olarak başkentte
¤ 21 Mart, 2005 14:06:00 (TSİ)
Mccarty, CHP'nin davetlisi olarak Türkiye'ye geldi
İLGİLİ HABERLER
° McCarthy'den Türkiye'ye destek
° Büyükelçilerden soykırım bildirisi
° Ermeni iddialarına karşı Osmanlı arşivi
° "Soykırımı tanımak sadece başlangıç"
° ABD'de Ermeni tartışması sürüyor
CHP tarafından Türkiye'ye davet edilen ünlü tarihçi Justin McCartey, tarihte Ermeni soykırımı diye bir olayın gerçekleşmediğini söyledi.
Fransa'nın Diplomasi Skandalı..
AB Türkiye ile üyelik müzakerelerini başlatsın mı? Bu konu bugün Fransız Parlamentosu'nda tartışılacak. Çok sayıda Fransız parlamenter sıraya girmiş, Türkiye'ye karşı ırkçı nefretini kusacak, Cumhurbaşkanı Chirac'tan 17 Aralık'ta Türkiye'yi "veto" etmesini isteyecek..
Ancak Fransızlar, Türkiye konusunda ırkçı nefretlerini seslendirmekle tatmin olacağa benzemiyorlar. Türkiye'den kalkan Fransız
uçaklarında yolcuların üzerine böcek ilacı sıkmakla da yetinmiyorlar. Türkiye'yi mahkemede yargılamaya çalışıyorlar. Parlamentoda, üç yıl önce kabul edilen ve "Ermeni Soykırımı" iddialarını kabul etmeyenlerin cezalandırılmasını öngören faşizan yasayı Türkiye'ye karşı kullanmaya
uğraşıyorlar.
Türkiye'nin yargılanması, Paris Başkonsolosluğu ve Başkonsolos Aydın Sezgin'in şahsında 11 Ekim'de başladı. Gerekçe, Türkiye'nin Paris Başkonsolosluğu'nun internet sitesinde yer alan ve Birinci Dünya Savaşı
günlerinde yaşananların soykırım olmadığını, tarihi tanıklıklar, belgeler ve rakamlarla ortaya koyan bilimsel vurgular..
Kendisini demokrasinin beşiği sayan, düşünce ve anlatım özgürlüğü denince mangalda kül bırakmayan Fransa, karşısında Türkiye'yi görünce tarihi gerçekleri bilim platformlarında tartışmayı dahi hazmedemiyor. Hem de öylesine bir hazımsızlık ki, Yahudi Soykırımı'nın inkarı halinde ceza verilmesi için Yahudilerin aşağılanması da gerektiği halde, Ermenilerin soykırım iddiaları konusunda bu koşul aranmıyor.
11 Ekim'deki duruşmada Fransız Savcı, haklı olarak Mahkemenin "yetkisizlik" kararı vermesini istemiş. Diplomatik temsilciliklerin ve diplomatların dokunulmazlıklarıyla ilgili uluslararası hukuk Fransa'nın yol açtığı skandalın daha fazla sürdürülmesini yasaklıyor.
Mahkeme, kararını 15 Kasım'da açıklayacak. Umarız skandala son verecek. Ancak ben, bu skandalı Atılım Üniversitesi'ndeki "diplomasi" öğrencilerime nasıl açıklayacağım bilemiyorum.
Dersler başladığında, "diplomasinin beş kıtada üçbin yıldan beri uygulanan en eski kuralı diplomatik dokunulmazlıktır" demiş ve örneklerime Avustralya'daki Aborjinlerin milattan bin yıl önceki uygulamalarıyla
başlamıştım..
Şimdi Fransızların üçbin yıl öncesinin Aborjinlerinin düzeyine gelebilmek için 15 Kasım'da bir hakim kararına ihtiyaç duymaları kolay açıklanabilir bir durum değil.
Büyük olasılıkla, oldukça tehlikeli bir Fransız planıyla karşı karşıyayız.
Fransa'nın Ermenilere desteği artarak sürüyor. Yakın bir gelecekte, ABD için İsrail neyse, Fransa için Ermenistan o olacağa benziyor.
Aynen İsrail gibi, Ermenistan'ın da soykırımla varolması isteniyor. Bunun için soykırımın tanınmasını sağlamak, soykırımı reddedenlere karşı bütün gücüyle mücadele etmek kaçınılmaz sayılıyor.
Bu , tarihin çöp sepetine atılması gereken bir yaklaşımdır. Öncelikle, Ermenilerin soykırım iddiaları doğru değildir. Bunu ünlü tarihçi Bernard Lewis, tartışma gerektirmeyen bir açıklıkla belirtiyor. Ermenilerin Osmanlı'ya karşı silahlı ayaklanma başlattıklarını ve Rus işgal güçleriyle işbirliği yaptığını, bu arada özellikle Van'da çok sayıda Türk'ü öldürdürdüklerini bilimsel bulgularla kanıtlıyor. Ermenilerin savaş bölgesinden boşaltılmaları sırasında da katledilmeleri yönünde bir talimat bulunmadığını, ancak savaş koşullarında yasa dışı Türk ve Kürt grupları
saldırısına uğradıklarını, böylece karşılıklı bir savaş trajedisi yaşandığını belirtiyor.
Şimdi bu tarihi çarpıtmak ve güncel politikaya dönüştürmek felaket olur. Fransa Ermenistan'ı ve Ermenileri gerçekten seviyorsa, bölgede Türkiye'ye komşu olarak yaşamak durumunda olan bir ülkeyi nefreti körükleyerek barışa
yönlendiremeyeceğini bilmelidir. Bu ve benzeri konularda Türk hükümetlerinin gösterdiği sabrı da daha fazla istismar etmemelidir. Hükümeti bilemiyorum ama, kamuoyunun sabrının taşmak üzere olduğunu gözlüyorum.
Uluç Gürkan
1) Adolf Hitler (Almanya, 1939 - 1945) : 12,000,000 mülteci / kamplarda 2 milyon ölü -kayıp
2) Mao Tze Dong (Çin, 1966 - 1969) : 11,000,000 kişiye kültürel asimilasyon / toplama kamplarında sayısı belli olmayan ölü ve kayıplar
3) İspanyol ve Amerikalı Kaşifler 1492-1800 : 7,972,000 ölü / kayıp
4) Hideki Tojo (Japonya, 1941-1944) : 5,000,000 ölü/ kayıp
5) Pol Pot (Kamboçya, 1975-1979) : 1,700,000 ölü
6) Kim Il Sung (Kuzey Kore, 1948-1994) : 1.600,000 mülteci ve toplama kamplarında ölü / kayıp
7) Menghitsu (Etopya, 1975-1978) : 1,500,000 ölü / kayıp
8) Charles DeGaulle (Cezayir, 1954-1962) : 1,000,000 ölü / kayıp
9) Yakubu Gowon (Biafra, 1967-1970) : 1,000,000 ölü / kayıp
10) Leonid Brezhnev (Afganistan, 1979-1982) :
900,000 ölü / kayıp
11) Jean Kambanda (Ruanda, 1994) : 800,000 ölü / kayıp
12) İngiliz Krallığı (Avustralya, 1849-1938) : 719,000 ölü / kayıp , 100 bin mülteci
13) Suharto (Doğu Timor, 1976-98) : 600,000 ölü /kayıp
14) Saddam Hüseyin (Iran ve Kuzey Irak 1980 -1990 : 600,000 ölü / kayıp
15) Yahya Khan (Pakistan, 1971 ve Banglades,1990 : 500,000 ölü / kayıp
16) Savimbi (Angola, 1975-2002) : 400,000 ölü / kayıp
17) Molla Ömer - Taliban (Afganistan, 1986-2001) : 400,000 ölü / kayıp
18) Idi Amin (Uganda, 1969-1979) : 300,000 ölü / kayıp
19) B.Mussolini (Etopya,Yugoslavya 1936) : 300,000 ölü / kayıp
20) Danimarka (Danimarka 1945) : 250,000 Alman Mülteci ölüme terk edildi
21) Mobutu Sese Seko (Zaire, 1965-1997) : 250,000 ölü / kayıp, 200 bin mülteci
22) Charles Taylor (Liberya, 1989-1996) : 220,000 ölü / kayıp
23) Foday Sankoh (Sierra Leone, 1991-2000) : 200,000 ölü / kayıp
24) Amerika (Almanya Dresden,1943-1945) : 200,000 sivil ölü (Dresden’e sığınan siviller)
25) S. Milosevic (Yugoslavya,1992-96) : 180,000 ölü / kayıp
26) Michel Micombero (Burundi, 1972) : 150,000 ölü / kayıp
27) Amerika (Hiroşima-Nagazaki 1944) : 135,000 ölü atom bombasi lie bu şehirler yok edildi
28) Almanya (Namibya 1891) : 117,000 ölü / kayıp, 15 bin mülteci
29) Hassan Turabi (Sudan, 1989 - 1999) : 100,000 ölü / kayıp
30) Richard Nixon (Vietnam, 1969 - 1974) : 70,000 ölü / kayıp
31) Papa Doc Duvalier (Haiti, 1957-1971) : 60,000 ölü / kayıp
32) Marcos (Filipinler) : 50,000 ölü / kayıp
33) Hissene Habre (Çad, 1982-1990) : 40,000 ölü / kayıp
34) Vladimir Ilich Lenin (Rusya, 1917-1920) : 30,000 mühalif infaz edildi
35) Francisco Franco (İspanya) : 30,000 mühalif infaz edild
36) Lyndon Johnson (Vietnam, 1963-1968) : 30,000 ölü / kayıp
37) Hafız Esad (Suriye 1980-2000): 25,000 ölü / kayıp
38) Khomeini (Iran, 1979-1989) : 20,000 ölü / kayıp
39) Eski Yugoslavya (1995 Bosna-Hersek) : 15 ölü, 7500 kayıp, 45 bin mülteci
40) Paul Koroma (Sierra Leone, 1997) : 6,000 ölü / kayıp
41) Usama bin Ladin(Dünya çapında,1991-2001) : 4,000 ölü / kayıp
42) Augusto Pinoşe (Chile, 1973) : 3,000 ölü / kayıp
43) Efrain Rios Montt (Guatemala) : 2,000 ölü / kayıp
44) Sierra Leone : 80,000 mülteci, kayıp rakamı belli değil
45) Kıbrıs Cumhuriyeti (1912 - 1974) : 25,000 sivil mülteci,1000'ni aşkın ölü, 100 ingiliz ölü
46) Yunanistan (Batı Trakya,1923-1990) : 400,000 mülteci evlerin terk etti
47) Bulgaristan (1970-1989) : 360,000 mülteci kültürel asimilasyon sonucu evlerin terk etti, 1000 kişi toplama kamplarına alındı
48) Norveç 1920-1930 : Tatar göçmenleri kısırlaştırma ve toplama kamplarında izole etme
49) Amerika -Felluce 2004 : Devam ediyor.
Ermenilerin davasına ret kararı
Paris Mahkemesi, Fransa'da faaliyet gösteren Ermeni Davasini Savunma Komitesi'nin (CDCA), sözde ermeni soykırımını resmi internet sitesinde reddettiği gerekçesiyle Türkiye'nin Paris Başkonsolosluğu aleyhine açtiği davayı reddetti.
Paris Mahkemesi, başvurunun, Türkiye'nin Paris Başkonsolosluğu'nun diplomatik dokunulmazlığı olduğu gerekçesiyle reddedildiğini açıkladı.
Mahkeme, başvuruyla ilgili olarak mahkeme masraflarının CDCA tarafından ödenmesini de kararlaştırdı.
Fransız savci, 11 Ekim'de yapılan ve yaklaşık 4 saat süren durusma sonucu, Viyana Sözleşmesi'ne göre Başkonsolosluğun dokunulmazlığını gerekçe göstererek, Paris Mahkemesi'nin davayla ilgili kendini yetkisiz ilan etmesini talep etmişti.
Duruşmada, Türk Konsolosluğu'nun avukatları,
"Viyana Sözleşmesi'ne göre ve ifade özgürlüğü kapsamında davanin reddedilmesini" istemişlerdi.
Ermeni örgütünün gerekçelerine karşı çikan Türk tarafının avukatları, "Fransız parlamentosunun ve Avrupa Parlamentosu'nun sözde soykırımı tanımalarının, bu konuda başka görüş belirtmeye engel olmadığı" yönünde savunma yapmışlardı.
CDCA, 7 Temmuz'da Paris Mahkemesi'ne yaptığı başvuruda, Türkiye'nin Paris
Başkonsolosluğu'nun internet sitesinde sözde Ermeni soykırımının "inkar edilmesine yönelik Fransız halkına yayın yapildığı" gerekçesiyle dava açılmasını talep etmişti.
Türk Konsolosluğu'nun mahkum olması ve internet sitesinin kapatılması gerektiğini ileri süren CDCA, siteye ev sahipliği yapan Fransız internet şirketinin de suçlu olduğunu iddia etmişti.
15.11.2004
ERMENİ TARİHÇİDEN SÜRPRİZ İDDİA...
AB Uyum Komisyonu'nda konuşan Ermeni tarihçi Levan Panos Dabağyan, Ermeniler'in "Türkler'in Hristiyan kolu" olduğunu iddia etti. Dabağyan, iddiasını Osman Gazi'nin vasiyetine dayandırdı...
Dabağyan, Osmanlı hayranı olduğunu belirterek, "Ermeniler Türkler'in Hristiyan koludur. Osman Gazi vefat ederken bizi vasiyetine yazdı" dedi.
Ermeni tarihçi Levan Panos Dabağyan, gerçekte Ermeni diye bir milletin olmadığını savunarak, ''Ermeniler Türkler'in Hristiyan koludur'' dedi. AB Uyum Komisyonu Ermeni soykırım iddilarıyla ilgili hazırlayacağı rapor için tarafları dinlemeyi dün de sürdürdü. Basına kapalı toplantıda, Komisyon dün Türkiye'deki Ermenileri temsilen Levan Panos Dabağyan, Etiyen Mahçupyan ve Hırant Dink ile emekli büyükelçiler Gündüz Aktan, Ömer Lütem ve Polat Tacar'ı dinledi. Toplantıda Aktan, soykırım iddilarının tarihi boyutu anlatırken Lütem, Ermenilerin soykırım iddilarıyla ilgili Ermenilerin faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Tacar ise soykırım iddialarına karşı neler yapılabileceğini dile getirdi.
"Bir Osmanlı hayranıyım"
Komisyonda konuşan Dabağyan, "Ben Osmanlı hayranı bir insanım. Milli Eğitim Bakanlığı tarih kitaplarında konuyu Türk-Ermeni düşmanlığına neden olacak şekilde işlememelidir. Eğer düşmanlığı körükleyecek şekilde konu ele alınırsa, birbirine düşman nesil yetiştirir. Ben Osmanlı hayranlığımı çocuklarıma ve torunlarıma anlatamam" dedi. 1800'lü yıllarda Ermenilerle Türkler arasında yaşanan bir olayı anlatan Dabağyan, İstanbul'da yapılan bir Ermeni kilisesinin para olmaması nedeniyle yarım kaldığını, bunun üzerine bir cami imamının cuma hutbesinde konuyu anlattığını ve 850 kuruş para toplayıp kilisenin bitirilmesine destek verdiğini vurguladı. Dabağyan, "Aslında Ermeni diye bir millet yoktur. Ermeniler Türkler'in Hristiyan koludur. Şimdi bizi çok ciddi bir tehlike bekliyor. Bizi Ortadoks yapmaya çalışıyorlar. Osman Gazi vefat ederken bizi vasiyetine yazdı. Yani bize güvendi. Ermenilerin Avrupa tarafından kullanılmasının önüne geçti. Ermenileri güvence altına aldı" diye konuştu.
¤ Hürriyet gazetesi - 25.02.2005
Avrupa Adalet Divanı'ndan Ermenilere ret
Ermeniler, "Türkiye soykırımı tanımadan AB adayı olamaz" diye Avrupa Adalet Divanı'nda açtıkları davayı kaybetti.
Brüksel'den yayın yapan ABHaber.com'a göre, Merkezi Fransa'nın Marsilya kentinde bulunan Avrupa-Ermeni Derneği, Avrupa Adalet Divanı'nda AB kuruluşlarına karşı açtığı davada haksız bulundu.
Avrupa-Ermeni Derneği, mahkemede Türkiye'nin 1915 soykırımını tanımadan aday ülke olarak tanınmasının, AB hukukunun ihlali olduğunu iddia etmişti.
Davacılar, sözde soykırımın, AB kurumu olan Avrupa Parlamentosu'nda karara bağlandığını belirterek AB'nin karar organı Konsey'in de bu yönde adım atması gerektiğini savunmuşlardı.
Belçikalı ünlü AB hukuku hakimi, Belçika Leuven Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr. Koen Lanaerts başkanlığındaki, Avrupa Adalet Divanı'nın 4. dairesinin verdiği kararda 1987'de alınan AP "kararının siyasi nitelik taşıdığı, hukuki alanda hiçbir geçerliliği olmadığı" vurgulandı.
Lüksemburg'daki Avrupa Adalet Divanı'nın 29 Ekim 2004'de aldığı kararın, diğer davalara örnek oluşturacağı belirtiliyor.
Bu arada, mahkeme, talebi reddettikten sonra dava açan tarafa mahkeme masraflarının da ödenmesi kararını verdi.
(ANKA)
kenthaber
akistanbul
"Ermeniler 518 bin Türk'ü katletti"
Sözde soykırım tartışmalarını her ortamda dile getiren Ermenilerin 1914 - 1921 tarihleri arasında 518 bin Türk'ü öldürdüğü belirtildi.
Zaman - 28.05.2003 Çarşamba
Ermenilere kitapla cevap
ANKARA - Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, orijinal Osmanlı arşiv belgelerini içeren ve soykırım iddiasıyla "yavuz hırsız" rolünü üstlenen Ermenilerin asıl katliamı kendilerinin yaptığını ortaya koyan 3 yeni kitap yayınladı. Kitaplar, Ermeniler"in 518 bin Türk'ü, hamile kadınların süngülenmesine, çocukların süngülere takılmasına kadar varan insanlık dışı yöntemlerle katlettiğini, belgelerle Türk ve dünya kamuoyunun gözleri önüne seriyor.
Türkiye - 19 Mart 2001
Attaque d'une mosquée par les Arméniens
Tête de Turc
Source : Le Petit Journal (supplément illustré), n° 262, Dimanche 24 Novembre 1895
Ermeniler Türk bayrağı yaktı!
|